Fransa’da tam 41 yıl cezaevinde kaldıktan sonra geçtiğimiz ay serbest bırakılan, Lübnan Silahlı Devrimci Grupları’nın (LARF) eski lideri George Abdullah, yıllar sonra Beyrut’a döndü. Abdullah, havalimanında binlerce kişi tarafından sloganlar ve alkışlarla karşılandı.
Karşılama töreninde yaptığı konuşma ise kısa sürede uluslararası kamuoyunda geniş yankı uyandırdı. Özellikle Gazze’de yaşanan insani dram üzerine yaptığı açıklamalar dikkat çekti.
George Abdullah konuşmasında şu ifadeleri kullandı:
«”Muhammed’in Kâbe’sine birkaç metre mesafede Filistinli çocuklar açlıktan ölüyor, Mısır’ın generalleri ise seyrediyor. Nerede Mısır’ın erkekleri ve kadınları? Sadece bir milyon kişi Gazze sınırına inse, soykırım sona erer. Avrupa’daki hareketlilik karşısında bu, en azından asgari bir onur göstergesi olur.”»
Bu sözler sosyal medyada çok sayıda kullanıcı tarafından paylaşılırken, farklı çevrelerde çeşitli yorumlara da neden oldu.
George Abdullah’ın hayatı boyunca sürdürdüğü mücadelesi, destekçileri tarafından “davasından vazgeçmeyen bir duruş” olarak değerlendiriliyor. Onlara göre yıllarca süren hapis, sürgün ve ağır bedeller, inandığı fikirlerden geri adım atmasına neden olmadı.
Tarih boyunca birçok insan, uğruna inandığı değerler için özgürlüğünü, rahatını ve hatta hayatını feda etmeyi göze aldı. Böyle kişiler, destekleyenler açısından davalarına bağlılığın ve kararlılığın sembolü olarak görülür. Ancak aynı kişiler ve eylemleri farklı kesimler tarafından farklı şekillerde değerlendirilebilir.
Bir insan gerçekten inandığı bir dava uğruna yürüyorsa; hapis, ceza, sürgün ya da ölüm tehdidi bile onu yolundan döndürmeyebilir. Bu kararlılık, tarih boyunca hem hayranlık uyandırmış hem de yoğun tartışmalara konu olmuştur.














